İzmir Erken Boşalma Sitemize Hoşgeldiniz.

Erken Boşalma Nedir ? Erken Boşalma Tedavisi

Erken boşalma 40 yaş altında ki erkeklerde en sık görülen cinsel sorundur. Erken boşalma kadın ve erkeğin cinsel yaşam kalitesini ciddi ölçüde düşürmekte hatta boşanmalara yol açmaktadır. Erkeğin boşlama süresi ile ilgili kesin bir tanım bulunmamakla birlikte 3 dakikanın altında ve erkeğin yada partnerinin isteğinin dışında ki boşlama erken boşalma olarak tanımlanabilir. Diğer taraftan her erkek çeşitli nedenlerle zaman zaman erken boşalabilir ve bu süre 3 dakikanın altında olabilir. Ancak eğer bu şekilde ki boşalma durumu cinsel yaşantınızın % 30 undan fazla bir kısmı kapsıyorsa tedavi gerektiren erken boşalma sorununuz olduğu söylenebilir. Neden erken boşalıyorum sorusuyla hayatınızı zorlaştırmak yerine cinsel terapi ile erken boşalma sorunundan kurtulmak mümkündür.

Ortalama bir sevişme süresi çiftten çifte değişiklik gösterir. Örneğin bazı çiftler 5 dakika içinde orgazma ulaşabiliyorken bazıları için bu süre yarım saate çıkabilmektedir. Burada önemli olan hem erkeğin hem de kadının orgazma ulaşabilmesidir. Bu nedenle 3 dakikadan daha uzun süre de boşalabiliyor olmak kaliteli ve doyuma ulaşan bir cinsel yaşam için yeterli olmaya bilir. Her zaman olmamakla birlikte genelde kadınlar erkeklerden daha geç boşalırlar. Örneğin ortalama 5-10 dakika arasında boşalan bir erkekte erken boşalma sorunu söz konusu değildir. Ancak bu erkeğin partneri boşalmak için 15 dakikalık vajinal birleşmeye ihtiyaç duyan bir kadınsa, kadının orgazma ulaşması zorlaşacak buda çiftin cinsel yaşam kalitesini düşürecektir. Bu nedenle erkek için ideal boşalma süresi iki tarafında doyuma ulaştığı süre olarak tanımlanmalıdır. Ve bu sebeple erkeğin boşalma süresi kadar boşalmayı erteleme becerisi de çok önem kazanmaktadır. Cinsel terapide bireylerden çok çiftin cinsel yaşam öyküsü değerlendirmek gereklidir.

Erken boşalmanın 3 tipi bulunmaktadır

a) Henüz vajinaya giriş olmadan boşalanlar, b) Giriş esnasında boşalanlar c) Girdikten hemen sonra boşalanlar.

DSM-IV tanı kriterlerine göre erken boşalma; kişinin kalıcı ve tekrarlayan bir şekilde çok az uyarımla ya da sertleşme gerçekleştikten çok kısa bir süre içersinde ve kişinin isteğinin dışında boşalma olması ve bu sorunun kişinin cinsel yaşamıyla ilgili olumsuzluklara yol açması olarak tanımlanır. Erken boşalma kişinin cinsel yaşamınım başından beri var olan ve devam eden bir sorunsa primer erken boşalma, kişinin yaşamında daha önceden erken boşlama sorunu olmayıp sonradan ortaya çıkan erken boşlamaya sekonder erken boşlama adı verilir. Sekonder (sonradan ortaya çıkan) erken boşalmanın psikolojik sorunlar, cinsel travma, alkol-madde kullanımı, fiziksel sağlık sorunları, kullanılan ilaçlar gibi farklı nedenleri olabilir.Birçok kişi probleminin zamanla düzeleceğine, bu yüzden tedavi aramaya gerek olmadığına, hatta bunun tedavisi olmadığına ve bir uzman psikoloğa gitmenin bir anlamı olmadığına kendini inandırmıştır. Bu engeller kişide strese, hayal kırıklığına yol açmakta ve partnerini doyuma ulaştırma isteği engellenmektedir. Yapılan çalışmalar erken boşalma sorunu yaşayan erkeklerin partnerleriyle daha fazla sorun yaşadığını, daha güvensiz hissettiğini, aldatılma şüphesi yaşadıklarını, partnerleri tarafından bencil ve anlayışsız olarak suçlandıklarını göstermektedir.

ERKEN BOŞALMANIN NEDENLERİ

Erken boşalma probleminin nedenleri hakkında fazla mastürbasyon yapmaktan kaynaklandığı tarzında bir çok yanlış bilgi mevcuttur. Erken boşalama psikolojik kökenli bir sorun olmakla birlikte bu soruna eşlik eden fizyolojik nedenlerde önemlidir. Ve tedavi için hem fizyolojik hem de psikolojik müdahalede bulunulması gerekmektedir.

Evrimsel teoriye göre cinselliğin ana amacı üremek olduğundan erkek en hızlı şekilde kadını hamile bırakmaya odaklanır bu nedenle erken boşalma evrimsel olarak başarı, neslin devamını ve kadını hızlıca hamile bırakıp oradan uzaklaşarak hayatta kalabilmeyi sağlamış olur.

ERKEN BOŞALMANIN FİZYOLOJİK NEDENLERİ

Penis, prostat ve testis bölgesinde ki kas sisteminin yeterli düzeyde gelişmemiş olması ve bu nedenle boşalma refleksinin kontrolünün sağlanamaması. Bio-kimyasal olarak erkeğin testestoran düzeyinde ki sorunlar.

Testestoran düzeyinin yüksek olması boşalma refleksinin kontrolünü zorlaştırarak erken boşalamaya yol açabilir. Prolaktin düzeyinin yüksek olması anksiyeteyi attırarak erken boşalmaya yol açabilmektedir.Hastalıklar. Alkol kötüye kullanımı. Madde kullanımı.

ERKEN BOŞALMANIN PSİKOLOJİK NEDENLERİ

Ergenlik ya da öncesi dönemde ergenin yakalanmamak için hızlı bir şekilde mastürbasyon yapmaya alışmış olması sonucu kas sisteminin kısa sürede boşalmaya şartlanmış olması.

Erkeğin kadın bedenine karşı uyarılma eşiğinin düşük olması. (dokunur dokunmaz boşalma)

Hayat kadını, genel ev deneyimi gibi olumsuz, travmatik ve yetersiz cinsel deneyimler.

Erkeğin çok heyecanlı olması (daha soyunmadan boşalma).

Anksiyete bozuklukları (panik atak, yaygın anksiyete bozukluğu vb.).

Geçmiş dönemde mastürbasyon yaparken yakalanmak. Suçluluk hissi.

Kirlenmiş hissetme.

Cezalandırılma korkusu.

Cinsel istismara uğramış olmak.

Diğer psikolojik sorunlar.

Muhafazakar aile ortamında yetişmiş olmak.

Cinsellik hakkında yanlış bilgi ve cinsel mitler.

Cinsel deneyimsizlik.

Partnerle yaşanan sorunlar, partnerin cinsel davranışa karşı tepkileri (suçlayıcı tavır vb).

Performans kaygısı.

Stresli yaşam.

CİNSEL SORUNLAR

Psikologların çalıştığı bir çok farklı sorun alanı bulunmakta ve bu sorunların başında cinsel sorunlar gelmektedir. Toplumsal değerler, cinsel sorunların mitleştirilmesi, cinsel sorunlara çözüm olmadığı tarzında ki yanlış cinsel inançlar, cinsel terapi yapan psikolog sayısının azlığı gibi bir çok nedenle vajinismus, erken boşalma, geç boşalma gibi birkaç seansta kolaylıkla çözülebilecek olan cinsel sorunlar uzun yıllar hatta bir ömür boyu tedavi edilmemektedir. Bu nedenle evliliğini sonlandıran, kavga eden eşler olduğu gibi kaliteli bir cinsel yaşamın ne olduğunu bilmeden, zevk alamadan ya da cinsellikten soğuyarak yaşamına devam eden çok sayıda kişi bulunmaktadır. Cinsel terapinin amacı; kişinin erken boşalma, geç boşalma, cinsel ilişkiye girememe (vajinusmus) vb sorunlarını çözmek ve çiftin cinsel yaşam kalitesini arttırmaktır.

Diğer taraftan internette cinsel gücü arttırdığını, penis büyüttüğünü iddia eden bir çok reklam bulunmaktadır. Yada kendisini cinsel terapist olarak tanıtan, NLP, hipnoz vb yöntemlerle cinsel sorunlara çözüm getirdiklerini iddia eden psikolog yada aile danışmanı olmayan, cinsel terapi eğitimi almamış bir çok kişi bulunmakta ve bu iş için faiş ücretler talep etmektedir.

Diğer taraftan sağlık alanında çalışan ancak bu alanda özel eğitimi olmayan birçok kişi bulunmaktadır. Örneğin Türkiye’de cinsellik denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Haydar Dümen, pratisyen hekimdir, psikoloji ya da psikiyatri alanında herhangi bir eğitim almamıştır ve kendisi psikolog yada cinsel terapist değildir. Özetle birinin popüler olmasının, yada yalnızda psikolog yada psikiyatır olmasının cinsel terapi yapabileceği anlamına gelmediğini aklıda tutmak gereklidir. İzmirde psikolog ararken ya da cinsel bir danışman ararken bu noktalara mutlaka dikkat edilmeli hatta başvurduğunuz kişilere bu alanda özel bir eğitim alıp almadıklarını mutlaka sormanız önerilir.

CİNSEL SORUNLAR

Cinsel işlev; istek, uyarılma, orgazm ve çözülme olmak üzere dört evreden oluştuğu kabul edilmektedir: İstek: Cinsel döngünün en önemli evresidir. Diğer evrelerden farklı olarak doğrudan fiziksel uyarılmaya ihtiyaç duymaz. Cinsel istek partnerden bağımsız olarak tek başın günün herhangi zamanında kendiliğinden ortaya çıkabileceği gibi, bir insandan etkilenerek de ortaya çıkabilir. Uyarılma: Bedensel ya da psikojenik herhangi bir uyarılma sonucu ortaya çıkabilir. Verilen uyarı kişinin gereksinimini karşılayacak boyutta ise tepkinin yoğunluğu artış gösterir. Uyarılmanın kadında ilk belirtisi cinsel organda kabarma, erkekte uyarılmanın ilk belirtisi ereksiyondur. Uzun süren bir evredir. Orgazm: Alınan haz açısından en yoğun ancak süre olarak en kısa evredir. 0.8 milisaniyelik 3-4 ritmik sonrasında düzensiz kasılmaların izlediği haz içeren bir durumdur. Erkekte ejekülasyon, kadında ise perine ve vagina kaslarında ritmik kasılma ile oluşur. Orgazm sırasında erkekten meni adı verilen bir sıvı gelirken, kadınlarda artan bir gerilme halinin ardından gelen bir gevşeme, rahatlama meydana gelmektedir Çözülme: Cinsel eylemin sonlanması ile çözülme evresine girilir. Cinsel bölgelerde kan akımı normale döner. Kişilerin yaşadığı sorunlar genelde istek, uyarılma ve orgazm bölümlerindeki ortaya çıkan aksamalardan kaynaklanmaktır.

CİNSEL İŞLEV BOZUKLUKLARI

1-Cinsel istek bozukluğu: A) Cinsel istek bozukluğu B) Cinsel tiksinti bozukluğu

2-Uyarılma Bozukluğu: Erkekte: Ereksiyon (sertleşme) bozukluğu Kadında: Uyarılma bozukluğu

3-Orgazm bozuklugu: Erkekte boşalma bozuklukları a) Erken boşalma b) Geç boşalma Kadında orgazm bozukluğu

4-Ağrı Bozuklukları A) Disparoni (cinsel ilişki sırasında ağrı-acı hissetme) B) Vajinismus (kadında meydana gelen istemsiz kasılmalardan dolayı vajinal birleşmenin gerçekleşememesi.)

VAJİNUSMUS

Vajinismus, cinsel birleşme denendiğinde, vajinanın dış üçte birini çevreleyen kaslarda yineleyici ya da sürekli bir biçimde oluşan kasılmalar ve şiddetli acı nedeniyle cinsel birleşmenin gerçekleşememesi ya da ağrılı/sıkıntılı olarak gerçekleşmesidir. Bu kasılma istemsiz, yani kadının bilinçli kontrolü dışında gerçekleşen bir kasılmadır. Bu kasılmaya tüm bedendeki kasılmalar, bacakların kapanması, adeta bir kitlenme, korku, cinsel birleşmeden kaçınma, girişin olmayacağı inancı eşlik eder. Nadiren, cinsel birleşme olmaktadır ancak kasılma sürdüğünden, cinsel birleşme ağrılı ya da sıkıntılıdır (İncesu, 2004). Çiftler bu sorunu aşmak için alkol ya da madde kullanarak ilişkiye girmeyi denemek, vajinal bölgeyi uyuşturacak kremler kullanmak gibi yöntemlere başvurabilirler. Bu denemeler kişilere fiziksel zarar verebildiği düzelmeye dair umdu da azaltabilmektedir. Bunun yanı sıra vajinismus sorunu yaşayan kadının eşinde ereksiyon (sertleşme) sorunları da ortaya çıkabilmektedir. Vajinismus ortalama 3-5 seansta tedavi edilebilmekte ve çok yüksek başarı oranına ulaşılmaktadır.

ERKEN BOŞALMA

Erken boşalma, çok az bir cinsel uyarıyla bile kişinin istemesinden daha önce boşalması, diğer bir deyişle boşalmasını denetleyememesi, ya da istediği kadar erteleyememesidir. Tıbbi açıdan bakıldığında, erken boşalma, kişinin boşalma refleksi üzerinde istemli denetiminin bulunmaması, henüz öğrenilememiş olmasıdır. Süre asıl ölçüt olmamakla birlikte, birleşmeden önce boşalma ya da 1-3 dakikalık cinsel birleşme süresi kesin olarak erken boşalmadır. Erken boşalma oranı, yapılan çalışmalarda %20-30 arasında çıkmaktadır. Her 4-5 erkekten birinde erken boşalma sorunu vardır. Bütün toplumlarda, erkeklerde sık rastlanan bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır (İncesu, 2004). Erken boşalma sorunu ortalama 4-6 seansta tedavi edilebilmektedir.

Tedavi programına başlamadan önce cinsel işlev bozukluğunun organik kökeni olup olmadığının ayrıntılı olarak araştırılmalı. Bu açıdan, değerlendirme sürecinde üroloji, nöroloji, endokrinoloji gibi disiplinlerle işbirliği kurulması önemlidir. Psikolojik değerlendirme süreçlerinde dikkat edilmesi gereken nokta var olan bozukluğun evlilik sorunlarına ikincil olarak gelişip gelişmediğidir. Eğer evlilik sorunu ön planda ise, cinsel işlev bozukluğu sorununa odaklaşmadan önce eşler aile terapisine alınmalıdırlar. Aile terapisinde yada aile danışmanlığında psikolojik destek ile ilerleme kaydeden çiftlerde cinsel işlev bozukluğu sorunları bazen kendiliğinden ortadan kalkabilmektedir. Evlilik içi sorunların cinsel işlev bozukluklarına ikincil olarak geliştiği durumlarda, tedaviye doğrudan başlanabilir. Ancak her cinsel tedavi programının temel ilkesi olan iletişim becerileri ve çift terapisi gibi yaklaşımların entegre edilmesi gereklidir. Bu, tedavinin etkinliğini arttırmaktadır. Cinsel terapi ve danışmanlık alacağınız kişinin bu konuda mutlaka özel bir eğitim almış olması gerekmektedir. İzmirde çalışan psikologların büyük bölümü aile terapisi yada cinsel terapi yaptığını söylemesine rağmen Bu konuda size yardımcı olacak kişilere nereden hangi eğitimi aldıklarını, mutlaka ve mutlaka sorunuz. Aksi taktirde, yaşadığınız sorunun daha da içinden çıkmaz hale getirebilirsiniz. 

Uzman Psikolog Mehmet Kılıç


VAJINISMUS

CİNSEL İŞLEV BOZUKLUĞU NEDİR?

Cinsellik uyarılma, plato, orgazm ve çözülme olmak üzere 4 temel aşamadan oluşur. Cinsel sorunlar ise bu dört aşamanın birinde ya da bir kaçında ortaya çıkan aksamalar olarak tanımlanır. Cinsel yanıt evreleri dışında cinsel ağrı bozuklukları ve vajinismus da cinsel işlev bozuklukları arasında yer almaktadır. Masters ve Johnson’a göre cinsel işlev bozukluğu: insan cinsel yanıt döngüsünde yeterince cinsel uyarılma ve/veya doyuma ulaşmada yetmezliğe yol açabilecek herhangi bir aksamadır.

NEDEN CİNSEL SORUNLAR YAŞANIR?

1) Cinsel eğitimin yetersizliği: cinsellik ve seks yaşantısı hakkında bilgi sahibi olmamak cinselliğe dair yanlış ya da abartılı isteklere neden olabilir. Cinsel organlar ya da cinsel birliktelik hakkında yetersiz bilgiye sahip olan bireyler normal olan cinsel davranışları sergilemekten çekinebilirler.

2) Cinsel mitler; cinsellikle ilgili yetersiz bilgi halk arasında cinsellikle ilgi anlatılan korkutucu bazı olaylara inanmaya itebilir. Birleşme sonrası çok fazla kan gelmesi, cinsel ilişkinin çok fazla can yaktığına dair söylemeler, ya da ilişki sırasında kilitlenip kalmak gibi abartılı ve gerçek dışı duyumlar kişiyi cinsel ilişkiye girmekten alıkoyabilir.

3) Tutucu ortamda büyüme; çocukluktan itibaren ailemizden ve yakın çevremizden cinsellikle ilgili olumsuz duyumlar, yasaklar ya da korkutucu sözler duyan bireyler, cinselliğe dair olumsuz bir bakış açısına sahip olabilirler. Cinsel yaşantı sırasında kötü bir şey yaptıkları yönünde bilinçli ya da bilinçdışı suçluluk duygularına kapılabilirler.

4) Yetersiz cinsel deneyim; hayatta ki her şey gibi cinsellikte sonradan öğrenilen bir durumdur. Evlilik öncesi cinsel deneyim yaşamamış kişiler cinsel yaşantılarını etraftan duydukları doğrultusunda el yordamıyla keşfetmeye ve bulmaya çalışırlar. Cinsel sorunlar yaşayan birçok kişi cinsel organlarını ya da karşı cinsin cinsel organını tam anlamıyla tanımamakta ve deneyimsizliğe bağlı olarak yanlış şekillerde cinsel ilişkiye girmeye çalışmaktadır. Özellikle vajinusmus sorunu yaşayan birçok kadın kendi vajınasına ya da birlikte olduğu erkeğin cinsel organına hiç yakından bakmamış hatta cinsel organları çok kötü, çirkin ya da iğrendirici olarak değerlendirmektedir.

5) Bozuk aile ilişkileri; kök ailesiyle ilgili ciddi çatışma ve sorun yaşayan bir çok kişide cinsel işlev bozukluğu görülme olasılığı çok yüksektir.

6) Travmatik cinsel deneyimler; yapılan çalışmalar geçmiş dönemde olumsuz cinsel deneyim ya da yaşantısı (cinsel istismar, taciz, ilişkiye zorlanma vb) olan kişilerde birçok cinsel sorun ortaya çıktığını göstermektedir. Özellikle vajinusmus sorunu yaşayan kadınların geçmiş dönemlerde olumsuz ya da zorlayıcı cinsel girişimlere maruz kaldığı görülmektedir.

7) Cinsiyet rollerindeki güvensizlik; cinsel ilişki öncesi hata yapacağını ya da yeterince iyi sevişemeyeceğine dair kaygı yaşayan bireyler, küçük düşme, alay edilme vb nedenlerle cinsel ilişkiden uzak durabilir ya da çeşitli cinsel sorunlar yaşayabilirler.

8) Hamile kalma korkusu; cinsel ilişki sonrası hamile kalma endişesi yaşayan kadınlarda vajinusmus ve diğer cinsel işlev bozuklukları görülebilir.

9) Bekaret endişesi; bakire olduğu halde kan gelmeyeceği ya da kızlık zarının kalın-esnek ya da hiç olmaması durumunda partneri tarafından suçlanacağını düşünen kadınlarda vajinusmus gelişebilir. Kızlık zarı (himene) bazı kadınlarda doğuştan bulunmaya bilir, vajinanın arka bölgesinde kaldığı için ya da esnek yapıda olduğu için ilişki sırasında kanama yapmayabilir. Hatta bazı kadınların kızlık zarı doğumdan sonra yırtılabilir.

10) Psikolojik sorunlar; kaybı bozukluğu, depresyon gibi bazı psikolojik sorunlara bağlı olarak cinsel işlev bozukluğu gelişebilir.

11) Abartılı performans beklentileri; kendisinin ya da partnerinin cinsel yaşantıyla ilgi gerçek dışı abartılı beklentilerinin olması durumunda kişi bu beklentileri karşılayıp karşılayamayacağı yönünde bir endişe hissedebilir buda performans kaygısına neden olur. Kişi sergileyeceği performansı düşünmekten sevişmeye odaklanamaz.

12) İlişkiler de yaşanan sorunlar; ikili ilişkilerde ki sorulardan, eşi cezalandırma isteği, aldatılma, terk edilme endişesi vb kişide cinsel sorunlara yol açabilir.

13) Suçluluk ve günahkarlık duygular; özellikle muhafazakar ya da fazla geleneksel aile yapılarından gelen kişilerde evlenselerde dahi özellikle bilinç dışı bir düşünce olarak yaptıklarının kötü olduğu inancı devam eder. Bu tip düşünceler kişide suçluluk ve günah işlediği yönünde duygulara neden olur.

14) Anksiyete (kaygı); cinsel işlev bozukluklarında genelde en sık görülen nedendir. Cinsellik öncesi ya da sırasında ki anksiyete ne olursa olsun kişide ortaya çıkacak olan haz (zevk alma ve uyarılma) hissini engeller Anksiyeteye bağlı olarak yinelenen cinsel deneyimlerde aynı olumsuz duyguların yaşanacağı korkusu ile uyarılma oluşmaz. Böylece bir kısır döngü ortaya çıkar ve performans anksiyetesi cinsel işlev bozukluğunun sürmesine neden olur. Partnerin de hayal kırıklığına uğraması hastanın performans anksiyetesini arttırır. Sıkıntı verici bu durumdan kurtulmak için hasta cinsellikten kaçınmaya başlar. Cinsel ilişkiden kaçınan kişi rahatlama hissederken, partneri tarafından belki de “artık istenmediği  şeklinde yorumlanmaktadır. Böylece eşler arası çatışmalar başlar. Bu olumsuz kısır döngü sadece vajinusmusta değil diğer cinsel işlev bozukluklarında da önemli rol oynar.

KADIN CİNSEL ORGANININ ANATOMİSİ

Sağlıklı yetişkin bir kadında dış genital yapıya vulva adı verilir. Vulva; dış dudaklar, iç dudaklar, klitoris, uretra (idrar kanalı) ve vajinadan (cinsel ilişki sırasında penisin girdiği nokta) oluşur. İç genital yapı ise himen (kızlık zarı), vagina, uterus, fallop tüpleri ve overlerden ibarettir. Kadınlar da dış genital yapılar farklı görünümlerde olabilmektedir.

VAJİNİSMUS

Vajinusmus ülkemizde kadılarda en sık görülen cinsel işlev bozukluğudur. Yaklaşık olarak her 10 kadından birinde vajinusmus görülmektedir. Kültürel, dini ve eğitim şekli bu sorunun ortaya çıkmasında çok büyük rol oynar. Her eğitim ve sosyo-ekonomik düzeyde ki kadında görülmesine rağmen, kapalı, tutucu, muhafazakar, aşırı düzeyde geleneksel, kırsal kesimde yetişmiş, bekaret kavramına fazla değer veren kadınlarda görülme olasılığı daha yüksektir.

Ana tanı kriteri; “vajinanın dış üçte birindeki kaslarda, tekrarlayan ya da sürekli, istem dışı ve cinsel ilişkiye engel olan kasılmanın  olmasıdır. Vajinismus yaşayan kadınlarda cinsel ilişki sırasında ağrı, acıdan korkma, cinsel ilişkiden korkma ya da uzak durma davranışları da sıklıkla görülür.

Cinsel ilişkiye girme denemeleri sırasında ortaya çıkan kasılmalar istemsiz bir şekilde, kişinin kontrolü dışında ortaya çıkar. Kasılma vajina kaslarında olduğu gibi kadın bacaklarında, tüm vücudunda da olabilir. Bu kasılmaya korku, cinsel birleşmeden kaçınma, penisin vajinaya asla giremeyeceği gibi duygu ve düşünceler eşlik eder. Vajinismus sorunu yaşayan kadınlar çok nadirde olsa cinsel ilişkiye girebilseler dahi bu ilişkiden keyif almadıkları gibi acı ve ağrı hissederler.

Vajinismus sorunu yaşayan kadın daha önceden hiç cinsel ilişki kuramamışsa primer, normal cinsel ilişkiden bir süre sonra ortaya çıkmışsa sekonder olarak tanımlanır.

DSM-IV –TR Tanı ölçütleri:

A.Vajinanın üçte birindeki kaslarda koitusu engelleyecek şekilde, sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde istem dışı spazm olması.

B. Bu bozukluk belirgin bir sıkıntıya ya da kişiler arası ilişkilerde zorluklara neden olur.

C. Bu bozukluk, başka bir eksen 1 bozukluğu ile açıklanamaz ve sadece gerçek tıbbi durumun doğrudan etkilerine bağlı değildir.

Evlilik öncesi vajinal girişin olmadığı sevişme durumlarında bu sorunun farkına varamayan pek çok kadın bulunmaktadır. Evlendikten sonra cinsel ilişkiye giremeyen çiftlerin bir bölümü bu sorunun geçici bir şey olduğunu düşünerek denemeler yapmaya devam ederler. Ancak başarısız birçok denemeden sonra farklı yollar denemeye yönelebilirler. İşe yaramayan ancak bu sorunu yaşayan birçok çiftin kullandığı bazı yöntemler arasında; alkol alıp sarhoş olduktan sonra cinsel ilişkiye girme denemeleri, esrar vb madde kullanarak ilişkiye girme denemelerinden bahsedebiliriz.

Bu sorunun çözümünden haberdar olmayan bazı hekimler, vajina bölgesini uyuşturan kremler, kızlık zarının operasyonla kesilmesi ya da çubuklar vererek bu sorunu çözmeye çalışmaktadır. Yukarda sayılan bu yöntemler bazen işe yarasada sorunu tamamen çözmez, cinsel ilişkiye girseler dahi kadının korkuları ve acı-ağrı hissi devam eder. Bazı çiftler uzun yıllar hatta bir yaşam boyu vajinal ilişkiye girmeden yaşamlarını devam ettirebilir hatta sürtünme yolu ile vajina üstüne boşalarak hamile kalabilir ve çocuk sahibi olabilirler. Birkaç seansta bu sorunu çözerek kaliteli ve keyifli bir cinsel yaşam sürmek yerine bu yollara başvurmak hem kadın hem de erkek için uzun vadede ilişki sorunlarına yol açabilmektedir. Aklıda tutulması gereken en önemli nokta vajinusmusun kendiliğinden geçen bir sorun olmadığıdır.

VAJİNUSMUSUN TEDAVİSİ

Vajinismus kadının psikolojik yaşantısı ve vajinada ki kas sisteminden kaynaklı bir sorundur. Bu sorunun ilaçla ya da cerrahi bir operasyonla tedavi edilmesi mümkün değildir. Vajinusmusun tek tedavi yöntemi cinsel terapidir. Cinsel terapi ile ortalama 4-8 seansta %95 olasılıkla kesin çözülebilir bir sorundur. Cinsel terapide hem evde yapılacak ev uygulamaları (ev ödevleri) hem de terapi seansı sırasında kişinin partneriyle yaşadığı ya da geçmişte yaşadığı olumsuz durumlar üzerinde çalışılarak sorun tamamiyle ortadan kaldırılır. Cinsel terapinin amacı sadece kişinin yaşadığı sorunu çözmek değil, sorunun çözümünden sonra çiftin daha kaliteli, daha dorum verici bir cinsel yaşantıya sahip olabilmesi için gereken bilgilendirmenin yapılmasıdır. Vajinusmus tedavisi tercihen eşle birlikte yapılmakla beraber yalnızda yapılabilir.

Vajinsumus tedavisinde akılda tutulması gereken en önemli nokta, cinsel terapi ya da vajinusmus tedavisi için destek alacağınız psikoloğun bu alanda yüksek lisans yapmış olması (uzman psikolog olması) ve uzmanlığının yanı sıra cinsel terapi alanında özel eğitimler almış olmasıdır. İzmirde cinsel terapi yaptığını ifade eden bir çok psikolog vardır. Her psikolog ya da her uzman psikolog cinsel terapi uygulayıcısı değildir. Size ‘’ bir gün belirle ve o gün yap’’ vb söylemlerde bulunan kişilerin cinsel terapist olamadığı aklınızda tutmanız önerilir. Cinsel terapi ya da vajinusmus tedavisinde her hafta seansta konuşulacak konular ve evde yapılacak uygulamalar belli bir düzene göre gider. Çift her hafta yeni bir adıma geçer. Bu nedenle uzmana baş vurmadan önce mutlaka uzmanın özgeçmişini (CV) yüksek lisans yapıp yapmadığını ve cinsel terapi konusunda özel bir eğitim alıp almadığını araştırınız. Aksi taktirde yaşayacağınız yeni olumsuz durumlar sorunu çözmeye yönelik motivasyonunuzu kırabileceği gibi sorunun büyümesine de neden olabilir. Mehmet Kılıç Psikolojik Destek ve Aile Danışma Merkezi İzmir’de cinsel sorunlar için yardım alabileceğiniz uzman kadroyla çalışan sayılı kurumlardan biridir.

Mehmet KILIÇ - Uzman Psikolog